'Ben askerdeyken...' Askerlik hatıraları

Geçtiğimiz günlerde bir dost meclisinde askerlik günlerinden söz açıldı. Sırasıyla herkes askerlik anısını anlatıyordu. Başladım ben de anlatmaya. Baktım benim anılara bayağı bir ilgi uyandı. Şimdiye kadar neden yazmadım ki diye düşündüm başladım yazmaya.
Ağustos 2003 döneminde Adana’da 293. kısa dönem olarak askerlik yapan tüm arkadaşlarımın kulakları çınlasın.

Durdurulamayan asker
Askerliğimizin ilk günleri ve ilk eğitim çalışmalarını yapıyoruz. Bir arkadaşımız hareketleri yapmakta zorlanıyor. Buna sinirlenen komutanımız arkadaşımıza istikamet veriyor.

Ebu Hanife Hazretleri'nden örnek bir davranış ....

Mezhep imamımız İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri'nin genç bir komşusu vardı. Her gece evine içkili gelir, çıkardığı gürültü ile kendisini çok rahatsız ederdi. Ebu Hanife Hazretleri, gençten hiç şikâyetçi olmaz, komşusunun haline tahammül ederdi.

Bir gün başkalarının şikâyetinden olsa gerek genci hapse attılar. Ertesi gece gencin sesini duymayan Ebu Hanife şaşırdı ve:

Hanım Bana Bir Karpuz Getirirmisin?

Evvel Zaman içinde Memleketin Birinde 90 yaşlarında fakat çok dinç ve genç görünümlü bir adam yaşarmış? Çevresinde bulunan herkes ona çok özenir ve sorarlarmış
'bu gençliğin sırrı nedir' diye. İhtiyar delikanlı güler geçermiş her soruldukça bu soruya.. Ama Sorular sık , soranlar çoğalınca cevap vermek vacip olmuş sanki.

Düşünmüş nasıl anlatırım bu sırrımı kolayca herkese. Sonra karar vermiş tüm meraklıları yemeğe davet etmeye evine.

Bir insann ömrü ne kadardr?

Torunu, pamuk gibi bembeyaz sakall,nur yüzlü dedesine merakla soruyor :

"Dedeciğim! Bir insanın ömrü ne kadar olur?" Dede tatlı bir
gülücükle:

"Ezanla namaz aras kadar yavrucuum." deyince torun:

"Nasl yani, ömür bu kadar kısa mı?" der. Dede:

Ender ile deve kuşu

Ender, ortaokul son sınıfta okuyan zeki ve çalışkan bir öğrencidir. Aynı zamanda çok sevimli bir kişiliği de olan Ender' i tanıyan abileri onu çok sevmekte ve kendisine okuması için bol bol kitap vermektedirler. Bir gün abileri Ender' i yanlarına alarak hayvanat bahçesine götürdüler. Ender burada gezinip hayvanları tanımaya çalışırken birden büyükçe bir kuş gördü hemen yanına giderek onunla konuşmaya başladı.

FİDANIN AĞAÇ OLMA ÖYKÜSÜ

İnce gövdesi, zayıf dalları ve az sayıdaki yaprakları ile asırlık ağaçlara gıpta eden bir fidanın öyküsüdür, her insanın yaşamı.

Kökündeki cevher aynıdır asırlık ağaçlarla ama o bilmez, sadece dışardan gelecek suya, topraktan aldıklarına ve güneşe bakar. Bir an evvel büyümek ister; dallarını göğe uzatmak, yolculara gölge olmak, muhteşem görüntüsüyle herkesi etkilemek, kuşlara yuva olmak ister.

Takvalı Genç

Takva sahibi olmak, hayatın her döneminde güzel. Ama fırsatlar çağı gençlikte bir başka güzel. Güce, kuvvete, güzelliğe rağmen günahlardan sakınanların mükafatı ebedi mutluluk. Hayatın baharı şeytana satılmazsa, sonsuz bahar bir adım ötede.

Hz. Ömer' in (R.A.) halifeliği döneminde ibadet ehli, son derece takva sahibi bir genç vardı. Hz. Ömer' in hayret ve takdirle izlediği bu gencin kalbi, Allah ve Rasulü' nün (A.S) sevgisiyle doluydu. Vakit namazlarında cemaati kaçırmaz, namazdan çıkar çıkmaz evine döner ve ihtiyar babasının hizmetini görürdü.

Kayıp ilanı

Yaşlı adam, karakolun üç-beş basamaklık merdivenini birkaç kez dinlenerek çıktıktan sonra, ilk gördüğü memura yanaşarak:

— Kayıp ilânı vermek istiyorum evlâdım, dedi. Ne yapmam gerekiyor?

Polis memuru, her günkü raporlardan birini yazıyordu. Antika bir daktiloyu takırdatıp dururken:

Bülbül İle Bağban

Bahçıvan,bir sabah bağında güzel bir gül açtığını gördü.Baktı,seyretti,hoşlandı,gönlü ısındı ve onu,sanki aşık olmuşçasına koruyordu.Gözünden kıskanıyor,esen yelden sakınıyordu.

Bir sabah ne görsün!..Bülbülün biri gülün dalına konmuş,yapraklarını bir bir koparıyor,zedeleyip yaralıyor.Önce bülbülü kovaladı.

Doğumdan Sonra Hayat Var mı?!

Anne rahmine düşen ikiz kardeşler önceleri herşeyden habersizmiş. Haftalar birbirini izledikçe onlar da gelişmişler. Elleri, ayakları, iç organları oluşmaya başlamış. Bu arada, etraflarında olup biteni farketmeye başlamışlar. Bulundukları rahat, güvenli yeri tanıdıkça mutlulukları artmış. Birbirlerine hep aynı şeyi söylüyorlarmış:

“Anne rahmine düşmemiz, burada yaşamamız ne harika değil mi? Hayat ne güzel şey be kardeşim!”

Anket

Ne tür hikayeler okuyorsunuz:

Son yorumlar