Eşeğin Yönü Ters

{mosimage}Bir gün Hoca eşeğe yüzü arkaya bakacak şekilde yanlış oturmuş.- Hoca, diye seslenir insanlar, eşeğine ters biniyorsun!Hoca; - Hayır, diye cevaplar, eşeğe ters biniyor değilim. Eşeğin yönü ters!..

Dünyanın Dengesi

{mosimage}Dünyada meraklılar çok...Biri hocaya: - Şu dünya ne kadar tuhaf demiş. Hoca ak sakalını sıvazladıktan sonra:- Neresi tuhaf diye sormuş.- Sabah oldu mu insanların her biri bir tarafa gidiyor.Bazıları bu yana bazıları bu yana...Neden ki? Deyince...

Yem

Nasreddin Hoca, bir gün eşeğiyle odun getirir. Hava da çok sıcak olduğundan hem kendisi hem eşeği kan ter içinde kalırlar. Hoca odunları indirir, yerleştirir. Karısına:- Hatun, eşek çok yoruldu, onu bir yemleyiver, diye seslenir.Karısıda o gün yorgun olduğundan:- Efendi, benim işim var, sen yemleyiver, der. Hoca sıcaktan iyice bunalmış vaziyette kendini minderin üzerine atar.- Olmaz! Hiç halim yok, veremem, sen ver der. Eşeğin yemini sen vereceksin ben vereceğim derken iş kızışır. Epeyce tartışırlar. En sonunda Hoca:

Kırmızı baŞlıklı kızı gelin bide kurttan dinleyelım

Her gün yaptığım gibi ormanı temizlemeye çıkmıştım. Orman benim evim, temiz tutmak da benim görevim. Derken bir kız beliriverdi. Kırmızı başlık ve peleriniyle çok şüpheli bir görünümü vardı. Kimin aklına gelir bu garip kıyafeti giymek. Bir kurnazlık peşindeydi mutlaka. Bir süre dikkatle izledim bu garip kızı. Elinde taşıdığı üzeri örtülü sepette kim bilir ne taşıyordu!...

Başka dua bilmezmisin?

Bir şahıs, Harem-i Şerîfin kapısında, Ey doğrulara yardım eden, haramlardan kaçınanları koruyan Allâhım!.. diyerek hep aynı duâyı okuyordu. Ona, Sen başka duâ bilmez misin? dediler. O şöyle açıkladı, bu duâyı tekrar etme sebebini: Ben Beyt-i Şerîfi tavâf ederken ayağıma takılan bir şeyi eğilip aldım. Bir de baktım ki, içinde bin altın bulunan bir kese. Şeytanımla îmânım mücâdeleye tutuştular. Bin altın çok para, senin bütün ihtiyaçlarını karşılar dedi şeytanım. Îmânım ise, Bu haramdır, boşuna saklama; sahibini bul, teslim et! dedi. Ben böyle mücâdele içinde iken, birinin sesi duyuldu:

Karınca ile Hz Süleyman(a.s)

Bir gün Süleyman Peygamber (a.s) bir karıncaya bir yıllık yiyeceğinin miktarını sorar. Karınca da, "Bir buğday tanesi yerim" diye cevap verir. Cevabın doğru olup olmadığını kontrol etmek isteyen Süleyman Peygamber (a.s) karıncayı bir şişeye koyar. Yanına da bir buğday tanesi koyarak hava alacak şekilde şişeyi kapatır. Ondan sonra da bir yıl bekler. Müddeti dolunca şişeyi açtığında bir de bakar ki karınca buğday tanesinin yarısını yemiş, yarısını da bırakmıştır. Kendi kendine meraklanır. Acaba neden yemedi?  

Karlı Dağın Taneleri

KAR YAĞIŞI YÜZÜNDEN aç kalan kargalar, eski bir çiftlik evinin ambarından aşırdıkları bir somak tohumluk mısırı paylaşmak için birbirini kovalamaya başlamış, bu arada iki mısır tanesini, civardaki en yüksek tepenin zirvesine düşürmüştü. Tanelerden biri yuvarlakçaydı. Bütün çiftçiler, o tür tanelerin yumuşak başlı olduğunu ve nereye konursa konsun, bir an evvel filiz çıkartma gayreti içine girdiğini biliyordu. Diğer tane ise biraz sivriydi. Gerçi aynı somaktan çıkmıştı ama, çiftçilerin deyimiyle “dik başlı” idi. Bunlar, ekildiği yerde söylenip durur, risk altına girmekten korkarlardı. Sıcak ambarlarında tembelleşen taneler, kendilerini dağ başında bulunca şaşırdılar. Beyaz renkten başka bir şey görünmüyordu. İçlerindeki öz suları donma noktasına getiren keskin bir rüzgar, onlar için en büyük tehlikeydi.

Resulullah'ın Gönderdiği Selam

Bir tüccar iflâs etmiş, bütün malını ve servetini kaybetmişti. Üstüne üstlük bir de gırtlağına kadar borca batmıştı. Ödeme imkânı da bulamıyordu. Kime müracaat ettiyse geri çevriliyor, hangi kapıyı çaldıysa yüzüne kapanıyordu. Çaresizlik içinde kıvranan bu zavallı adamcağız Ravzai Mutahhara'ya gelerek orada namaz kıldı. Bu ağır borç yükünden kurtulabilmek için dua etti.

GERDANLIK VE DUA

Kadı Ebu Bekir isimli bir zatın, 1117 yılında Şam’da geçen şöyle bir hatırası anlatılmıştır: “Hac esnasında Kâbe’yi tavaf ederken, inci bir gerdanlık buldum. Bir saat sonra, Harem-i Şerif’te bir adamın, bulana yirmi dinar vaad ederek o gerdanlığı aradığını duydum. Ben de o gerdanlığı ona teslim ettim. Vaad ettiği ödülü bana vermek istedi, fakat ben almadım. Adama, bunu sadece Allah rızası için yaptığımı söyledim. Bunun üzerine yüzlerimiz Kâbe’ye dönük olarak, şöyle dua etti: - Ya Rabbi, onun ve benim günahlarımı bağışla! Bana onun iyiliğine karşılık verme imkanı ver!

DUDAKLA BARDAK ARASI

Eski Sisam krallarından Ancee adında bir zalim, yeni yaptırdığı bir bağa üzüm kütükleri diktiriyormuş. İşlerin bir an önce bitmesini sağlamak için de kölelerini hiç dinlenmeden çalıştırıyormuş. O zavallı kölelerden biri, bir gün pek bitkin düştüğü için dayanamaz ve zalim krala, - Niçin bu kadar acele ediyorsunuz efendim? Siz bu bağın üzümlerinden yapılacak şarabı hiç bir zaman içemeyeceksiniz ki! deyivermiş.

Anket

Ne tür hikayeler okuyorsunuz:

Son yorumlar