Bir Testiye Bir Adam...

İbrahim Hakkı Hazretleri yedi yaşında annesini kaybeder. Dokuz yaşına geldiğinde iyi bir eğitim alması için Tillo’ya götürürler, ilim ve mâna büyüğü İsmail Fakîrullah Hazretlerine teslim ederler.

Hocası genç İbrahim Hakkı’nın eline bir testi vererek çeşmeye gönderir. Testiye suyu doldururken bir atlı yanaşır:

- “Çekil bakayım önümden be çocuk!” diye İbrahim Hakkı’yı azarlayarak bir tarafa iter ve atını çeşmeye sürer.

Sizler imtihan olundunuz

Ebu Hureyre (r.a) riyavet olunur Resulullah (sav) buyurdular ki: "Beni İsrail`den üç kişi vardı: Biri alatenli, biri kel, biri de ama. Allah bunları imtihan etmek istedi. Bu maksadla onlara (insan suretinde) bir melek gönderdi. Melek önce alatenliye geldi. Ve: "En çok neyi seversin?" dedi. Adam: "Güzel bir renk, güzel bir cild, insanları benden tiksindiren halin gitmesini!" dedi. Melek onu meshetti. Derken çirkinliği gitti, güzel bir renk, güzel bir cild sahibi oldu. Melek ona tekrar sordu: "Hangi mala kavuşmayı seversin?" "Deveye!" dedi, adam. Anında ona on aylık hamile bir deve verildi. Melek: "Allah bunları sana mübarek kılsın!" deyip (kayboldu) ve kelin yanına geldi. "En ziyade istediğin şey nedir?" dedi. Adam: "Güzel bir saç ve halkı ikrah ettiren şu halin benden gitmesi" dedi. Melek, keli elleriyle meshetti, adamın keli gitti. Kendisine güzel bir saç verildi. Melek tekrar; "En çok hangi malı seversin?" diye sordu.

Herkes yediğini ikram eder İsmail !

ImageYavuz Sultan Selim zamaninda, Iran Şahı İsmail kiymetli mücevherlerle süslü bir sandik hediye gönderiyor,Sultan Selime. Sandık açılıyor. İçinden çeşit çeşit değerli taşlar, kıymetli atlas, kadife kumaşar çıkıyor. Fakat bir de pis bir koku yayılıyor. Dehşet bir koku, herkes burnunu tikiyor.Neyse en alttaki bohçadan insan pisliği çıkıyor.. Yani Osmanlı'ya büyük bir bir hakaret ediliyor!!!!! Cihan Padisahı emir veriyor, herkes düşünsün, buna ince bir sekilde cevap vermemiz gerekir.

Padişahın işi ne?

Sultan Murat Han o gün bir hoştur. Telaşlı görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Vezir-i a’zam Siyavuş paşa sorar: - Hayrola sultanım canınızı sıkan bir şey mi var? - Akşam garip bir rüya gördüm. - Hayırdır inşallah. - Hayır mı şer mi öğreneceğiz. Hazırlan dışarı çıkıyoruz.Ve iki molla kılığında çıkarlar yola.  

Rasûlullah S.A.V. hangimizi daha çok sever?

Hazret-i Fâtıma -radıyallâhu anhâ- annemizin hayatı, kıyâmete kadar gelecek İslâm hanımefendilerinin örnek alacağı ibretlerle, ahlâkî meziyetlerle doludur.Onun evliliği, çeyizi, ev işlerindeki becerisi, mahâreti, beyine karşı samîmi, sevgi dolu hizmetleri, komşuluk münâsebetleri, ilmi, irfânı ve infâkı günümüz insanına ne güzel ibret dersleri vermekte ve onun hayatına ışık tutmaktadır. O, Cennet kadınlarının seyyidesi (hanımefendisi) olarak eşyanın kölesi, hizmetçisi olmadı. Allâh ve Rasûlü'nün(SallAllahu Aleyhi Vesellem) sevdiği yolda samîmî kul olabilmek için gayret etti. Hayatını bu hedef ve gâye içerisinde geçirdi. Bu sebepten Fahr-i Kâinat -sallallâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz kızı Fâtıma-i Zehrâ'yı ve torunlarını çok severdi. Onları görmek için sık sık damadının evine giderdi.Bir defasında kapıya vardı ve içeri girmeden geri döndü. Hazret-i Fâtıma -radıyallâhu anhâ- buna çok üzüldü. Hazret-i Ali eve geldiğinde hanımını üzüntülü gördü. Sebebini sordu. O da:"-Ya Ali! Rasûlullâh(SallAllahu Aleyhi Vesellem)geldi kapıdan içeri girmeden geri döndü, gitti." dedi.

BU AKŞAM HİNDİSTAN'DA

Hz. Süleyman'ın sarayına kuşluk vakti saf bir adam telaşla girer. Nöbetçilere, hayati bir mesele için Hz. Süleyman'la görüşeceğini söyler ve hemen huzura alınır. Hz. Süleyman (a.s) benzi sararmış, korkudan titreyen adama sorar: "Hayrola ne var? Neden böyle korku içindesin? Derdin nedir? Söyle bana..."

Allah Rızası için yapılan iş

İbn Ömer Radıyallahu Anh'ın anlattığına göre; Vaktiyle üç arkadaş yolcuğa çıkmışlardı. Yolda giderken yağmura tutulunca, dağın bir mağarasına sığındılar. Onlar içerideyken dağdan yuvarlanıp inen bir kaya o mağaranın ağzını kapattı. Bunun üzerine birbirleriyle şöyle konuştular: –Dışarıdaki ayak izlerimiz silindi ve dünya ile bağlantımız kesildi. Tek dayanağımız daha önce işlediğimiz iyi amellerimiz kaldı. Allah için yaptığımız amellerimizle Allah'a dua edelim de, belki bizi bu belâdan kurtarır. Bunun üzerine içlerinden biri: –Ey Rabbim! Benim çok yaşlı annem, babam ve bir de küçücük çocuklarım vardı. Onlara ben bakardım. Otlaktan koyunlarımla döndüğümde, koyunları sağar ve çocuklarımdan önce anne ve babama süt içirir, onları beslerdim. Bir gün geç kaldım, karanlık bastıktan sonra ancak gelebildim. Annem ve babamı uyumuş olarak buldum. Yine her zamanki gibi, koyunlarımı sağdım ve çocuklarım açlıktan bağrıştıkları hâlde ebeveynimden önce onlara süt içirmeyi münasip bulmadım. Anne ve babamı da uyandırmaya kıyamadığım için, sabaha kadar başları ucunda, hazır vaziyette ayakta bekledim. Eğer bu amelim senin indinde kabul olunup rızanı kazanmışsa, göğü görecek kadar olsun önümüzü açıver yâ Rabbi!" dedi. Allahu Teâlâ da kayayı biraz kaldırmak sûretiyle bir miktar açtı ve gökyüzünü gördüler.

İlk sorguya çekilecek üç kişi

Ebû Hüreyre Radıyallahu Anh anlatıyor: "Resûlullah Aleyhisselâm şöyle buyurdu: 'Kıyamet gününde üç kişi ilk olarak sorguya çekilecek: Birincisi: Cihad esnasında ölen kimsedir ki, Allah'ın huzuruna getirilir ve Allah, kendisine verilmiş olan nimetleri önüne serer. O da, bunlara nail olduğunu itiraf eder. Bunun üzerine Allah kendisine: –Bu mazhar olduğun nimetler içerisinde ne yaptın? diye sorar, O da: –Senin yolunda şehit oluncaya kadar savaştım, cevabını verir. Allahu Teâlâ: –Yalan söylüyorsun; sen "yiğit" desinler diye savaştın ve sana "yiğit" dediler de, der. Sonra meleklerin kendisini almalarını emreder ve yüz üstü sürüklenerek cehenneme atılır.  

BAYRAM NAMAZI

SIRTINDA BEYAZ BIR CUPPESI VARDI.KOGUSHTA YALNIZ KALIYORDU.NE ALTINDA DOSHEK ,NE USTUNDE YORGAN.CUPPESIYLE YATIYORDU.GECELERI KANDIL ISHIGINDA OKUYORDU.BAZEN 1TEKBIR SESI DUYULURDU.NAMAZ VAKTININ GITDIGI ANLASHILIRDI.ELINE GECIRDIGI ,KOGUS PENCERESINDEN ATILAN CESHITLI KAGITLARA ,ZOR OKUNUR EL YAZISIYLA RISALELER YAZARDI.DISHARDAYKEN MUNZEVI 1HAYAT YASHIYORDU.ICERIDEDE BUNU SURDURDU/KOGUSHUNA KIMSEYI VERMEDILER..BAYRAM NAMAZINI DA UYANIK KARSHILAMISH,GECE BOYUNCA NAMAZ KILMISH,OKUMUSH VE YAZMISHDI.HASHIR RISALESI ADINDA METIN YAZIYORDU.

Bir Gecelik Annelik

 Böyle bir emir alan kimsesiz dul bir kadın, beş yaşındaki kızını da yanına alıp yollara düşmüş. Yorulduğunda, bir kavak ağacının dibine oturmuş. Başı yükseklere değen kavak ağacı, gölgesine sığınan bu ana kıza sevgi ve hayranlıkla bakarak: “Ah, ne yazık!” demiş. “Meyvem olmadığı gibi, gölgem de çok kuvvetli değil.” Kadın içli bir sesle: “Madem bize acıyorsun, hiç olmazsa kızımı bir geceliğine yüksek dallarının arasına al da, vahşi hayvanlardan ve karanlıktan sakla” demiş. “İnşaallah yarın gelir, alırım.” Kavak ağacı bu teklifi memnuniyetle kabul edince, kadın bir an düşünüp:

Anket

Ne tür hikayeler okuyorsunuz:

Son yorumlar