Yemeğin Buğusu Paranın Sesi

Nasreddin Hoca Akşehir'de kadılık vazifesini yürütürken karşısına iki adam çıkmış. Birisi öteden beri cimriliği ile tanınmış bir aşçı, diğeri de boynu bükük bir fakir. Aşçı sözü almış : -- Hocam demiş, ben bu adamdan davacıyım. Dükkanın önünde fasulye pişiriyordum. Tencerenin kenarından buğusu çıkıyordu yemeğin. Bu adam elinde somunla geldi. Kopardığı lokmaları yemeğin buğusuna tutup başladı atıştırmaya. Nihayet koca bir ekmeği bitirdi. Ondan fasulye buğusunun parasını istedim, vermedi.

Testiyi Kırmadan Önce

Nasreddin Hoca oğlunun eline bir testi tutuşturup çeşmeden su getirmesini istemiş. Çocuk dışarı çıkarken de ensesine bir tokat atıp : -- Testiyi kırma ha ! diye öğüt vermiş .

Sende Düştün

Nasreddin Hocanın bir gün karısı ölmüş. Bir ay sonra kocası ölmüş dul bir kadınla evlenmiş. Evlendiği kadın Hoca'ya sürekli eski kocasını anlatıyormuş. Yine bir gün yatakta kocasını anlatıyordu.

Parayı Veren Düdüğü Çalar

Nasreddin Hoca bir gün pazara gidiyormuş. Çocuklar hocanın etrafını sarmışlar. Hep bir ağızdan bağırmaya başlamışlar. Kimisi -"Hoca bana çakı al!", kimisi - "Hocam bana şeker getir!", kimisi - "Hocam bana düdük al!" diye bağırıp dururken, çocuğun biri

Maya Tutar Mı?

Hocanın canı bir gün sarma çeker. Ama elinde yoğurt bakraçları anası da ağlamış ne yapım ne yapım derken aklına göl gelmiş.Gelmiş gölün kenarına, atmış bakraçları kenara çıkarmış sarmış sigarasını hafif hafif demleniyor. Sonra birden bekçinin düdüğünü duymuş.

Kırk Akçelik Balta

Nasreddin Hoca evine sık, sık ciğer getirdiği halde bir türlü onları yemek kendisine nasip olmaz. Her seferinde hanımı : -- Kahrolası kedi ciğeri yedi. -- Hınzır hayvan ciğeri yemiş.

Bindiği Dal

Bir gün Hoca ateş için ağaca çıkmış odun kesiyormuş. Yakından geçen biri, Hoca'nın hararetli bir şekilde bindiği dalı kestiğini farkeder.- Dikkatli ol, Hoca Efendi! diye uyarır. Kesmeye çalıştığın dal bindiğin daldır. Durmazsan, kesin yere düşeceksin.Hoca cevap vermeye zahmet bile etmez.

Çömlek Hesabı

Eskiden takvim bugünkü kadar yaygın değildi. Hele köylerde ancak önemli bazı olaylara göre zaman belirlenirdi. O yüzden özellikle Ramazan'da günleri şaşırmamak için bazı usuller uygulanırdı. On bir ayın sultanı Ramazan ayı daha gelir. Nasreddin Hoca zamanı belirlemek için bir çömlek alır bir yığın ufak taş toplar.

Hindi

Nasreddin Hoca Akşehir pazarında bir adamın başına toplanmış olan kalabalığa yaklaşır. Satıcı elindeki kuşu satmaya çalışmakta ve fiyatı ise çok yüksek 50 Akçe, yan taraftaki tavuklar ise 5 Akçe. Hoca bir türlü fiyattaki aşırı farkı anlayamaz ve sorar - Hemşerim bu nasıl kuş 50 Akçe istersin?- Hoca efendi bu bildiğin kuş değildir bunun özelliği var.

İnsanın Fikirleri

Hoca ve oğlu bir keresinde bir yolculuğa çıkarlar. Hoca oğlunun eşeğe binmesini ve kendisininde yürümesini tercih eder. Yolda birileriyle karşılaşırlar, - Bakın şu sağlıklı, genç çocuğa! Bugünün gençliği. Yaşlılarına hiç saygıları yok. Kendisi eşeğe binmiş ve garip babası yürüyor! derler.

Anket

Ne tür hikayeler okuyorsunuz:

Son yorumlar