Sarı Öküz

Bir mer'ada beraber yaşayan üç öküz varmış. Bu hayvanların biri sarı, biri kara, diğeri de alaca renkliymiş. Bunlar, her zaman birbirine arka vererek otlarlar ve birbirinden ayrılmazlarmış. Kurt, bunları yemek için can atmakla beraber yanlarına yaklaşamıyormuş. Bunun üzerine, gayesine erişmek için bunların arasını ...açmayı düşünmüş. Bir gün alacalı öküz diğerlerinden uzakta iken, sarı ve kara öküzün yanlarına sokulmuş, "Siz ne kadar hoş ve güzelsiniz! Fakat bu alacalı arkadaşınız sizin aranıza hiç yakışmıyor" demiş. Diğerleri bu sözü tasdik edince kurt, "Bunu aranızdan uzaklaştırın" demiş. Onlar, bu işin çaresini sorunca, "Siz bana yardımcı olursanız ben onu sizden uzaklaştırırım"

Allah'ın kullarına merhameti

İslam ordusu düşmanla girşitiği savaşı galip bitirmiş, çok sayıda esir elde etmişti. Alınan esirler ordu komutanı Peygamberimize getirilmiştir. Bu esnada mücahidler garip bir hadieye tanık oldular.Esirler arasında bulunan bir kadın savaş hengamında kaybetmiş olduğu, henüz sütten kesilmemiş küçük yaştaki çocuğunu nihayet araya araya bulmayı başarmış; büyük bir sevgi ve şefkatle küçük yavruyu kucağına alıp bağrına basmış ve orada hemencecik emzirmeye başlamıştı.
Sahabiler bu manzara karşısında hem hayret etmişler, hem de duygulanmışlardı. Olayı Peygamber efendimiz de görmüştü.Ashabına:

Şehirde İnsan Yoktu… ve…. Ey Kimsesizler Kimsesi!

Hayatın günlük akışında çoğu zaman sorgulamadan kabul ederiz yolumuza çıkanları. Yaşadığımız çevre, öyle veya böyle birlikte olduğumuz insanlar, beraber büyüdüğümüz hayatı birlikte tanımaya başladığımız ailemiz, kardeşlerimiz sorgusuz sualsiz kabul ettiklerimizden. Küçük yaşlarda mutlak doğru kabul ettiğimiz şeyler belli bir yaşa gelince artık sorgulanır olur. Gerçekte kendimizin, kim olduğumuzun peşindeyiz demektir. Uyarılara kulak tıkarız, o yoldan geçmişlerin tecrübelerine güvenmek yerine kendi hikâyemizi yazacak kelimeleri kendimiz keşfetmek isteriz.

İki fincan kahve ve kavanoz

Ne zaman hayatında bazı şeyler taşınamaz hale gelirse, ne zaman 24 saat kısa gelmeye başlarsa, o zaman mayonez kavanozu ve 2 Fincan Kahveyi hatırlayınız!

Bir gün bir profesör, elinde birkaç kutu olduğu halde derse gelir. Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir mayonez kavanozunu alır ve ağzına kadar tenis topları ile doldurur. Ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar;
Öğrenciler ittifakla kavanozun dolduğunu ifade ederler. Bu sefer profesör önündeki kutulardan bir tanesinden aldığı çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza döker,

Görmüyordu, Duymuyordu ama insanlığın ışığı oldu

Renklerden ve seslerden mahrum Bir Çocuk..
Tüm insanlık için insan beyninin ne büyük mucizeler yarattığının canlı örneğiydi. Helen Keller 27 Haziran 1880 de dünyaya geldi. Ancak henüz 19 aylıkken geçirdiği birkaç gün süren yüksek ateşli bir hastalık sonucunda görme, işitme ve konuşma yeteneklerini kaybetti. İnsanı adeta bir kara kuyuya hapseden bu rahatsızlık dış dünyayla bağlantısını kopardı.

İlkokul mezunu bile olmayan çoban 3 kitap yazdı

Şanlıurfa’dan Ankara’ya kitap okuyarak yürüyen, ilkokul mezuniyeti bile olmayan çoban şair Ahmet Aslan, koyun otlatırken bulduğu ilginç taşlardan esinlenerek 3. kitabını yazdı. Ahmet Aslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 10 yıl önce iş bulamadığı için Şanlıurfa’dan yola çıktığını, bir yakınının yaşadığı Konya’nın Cihanbeyli ilçesine geldiğini söyledi.

“Burada ne iş yapabilirim” diye düşünürken çobanlığın, ailesinin geçimini sağlayacak parayı kazandırabilecek bir iş olduğunu öğrenip, Gölyazı beldesine bağlı bir köyde işe başladığını anlatan Aslan,

Üniversiteden terk, garajdan mezun

Türkiye’de hayatını kurtarmak isteyen gençler için “tek” adres üniversiteyi kazanmak olarak gösterilir. Küçük yaşta çocukların çalışmak istediği meslekler de buna göre şekillenmiştir.

Doktor mühendis avukat vs... Üniversitelerin en yüksek puan isteyen bölümleri de bu meslek gruplarına aittir ve gelecek arayanların hücumuna uğrar. Türkiye’de gençlik yılları okul dershane ve ev üçgeninde geçirilen saatlerce sınav hazırlığı ile geçer. Her yıl Forbes dergisi dünyanın zenginleri listesini açıklar.

Öğretmen olmak

Okulun ilk gününde 5. sınıfın önünde dururken, öğretmen çocuklara bir yalan söyledi. Çoğu öğretmen gibi, öğrencilerine baktı ve hepsini aynı derecede sevdiğini söyledi. Ancak bu imkânsızdı, çünkü ön sırada oturduğu yerde bir yana kaykılmış ismi Mustafa Yılmaz olan bir erkek çocuk vardı. Bayan Mediha bir yıl önce Mustafa yı izlemişti ve diğer çocuklarla iyi oynamadığını, elbiselerinin kirli olduğunu ve sürekli olarak kirli dolaştığını gözlemişti. İlave olarak Mustafa tatsız olabiliyordu. Bu öyle bir noktaya geldi ki,

Duanın Gücü

Sararmış, Keltepe’nin üzerine inen güneş eteğindeki son kızarıklığı da toplamaya başladı. Kurumaya yüz tutmuş derenin kenarında ilerlerken kurbağalar bağırdı. Az da olsa yeşilini dereden alan ayrık otlarına dönen eşeği elindeki sopayla yola koydu. "Deh! Bırak şimdi ayrık otlarını! Akşama camiye yetişelim!" Hayvan, hayır demez bir vaziyette yorgun adımlarla devam etti.
Sıvanan kamış tozları kavrulmuş saman renkli yüzünü kaşındırdı. Arif amca ensesinden mendili çözdü. Başına doğru sallayıp serinlemeye çalıştı.

Yemesi kolay olsun

Timur'un defterdarı hesapta bir yanlışlık yapar.
Bunun üzerine Timur o defterdara kağıtları yedirir ve işten kovar. Yerine Nasreddin Hoca'yı alır.
Nasreddin Hoca hesapları yufka üzerine yapmaya başlar. Timur, bunu görür ve sebebini sorar.
Cevap aynen şöyle olur :
- Yemesi kolay olsun diye !

Anket

Ne tür hikayeler okuyorsunuz:

Son yorumlar