Dostumuzdan elini çek..!

Rivayet edilir ki: Mâlik b. Dinâr Hazretleri'nin şirret, çirkef, genç bir komşusu vardı. Mâlik b. Dinâr Hazretleri sürekli bu gençten eza ve cefa görür; fakat sabreder, sesini çıkarmazdı. O isterdi ki bu meseleyi başkaları çözsün. Bu âsi ve zorba gencin çirkefliği, şehrin bütün ahalisinin başına belâ olmuştu. Ahaliden bir grup, bu soruna bir çözüm bulması için Mâlik b. Dinâr'a gelir. Durumu arz ederler ve bir çare bulmasını isterler. Mâlik b. Dinâr kalkıp, gencin yanına gider. Genç bugünün tâbiri ile kabadayı bir kişiliğe sahiptir. Karşısında Mâlik b. Dinâr'ı gören genç, önce dinler; sonra sert bir ifadeyle: “Ben padişahın adamıyım. Hiç kimse benim hareketlerime engel olamaz! Ben istediğim gibi hareket ederim.” der. Mâlik b. Dinâr:

 “Seni padişaha şikayet ederim.” karşılığını verir. Genç: “Padişah benim sözümü esas alır. Sen padişaha ne söylersen söyle, aleyhime bir sonuç alamazsın.” der. Gencin bu söz üzerine Mâlik b. Dinâr: “Eğer padişaha söz anlatamazsak, biz de o zaman halimizi Rahmân'a iletiriz.” der. Genç de: “Rahmân beni yakalamayacak derecede kerem sahibidir.” der. Mâlik b. Dinâr çare bulamamış olarak gencin yanından ayrılır. Kendisini bekleyen ahalinin yanına gelir: “ Söylenecekleri söyledim; ama ne yazık ki bir sonuç alamadım.” der. Aradan bir süre geçer. Gencin zorbalık, fesat ve kargaşası, ahaliyi iyice canından bezdirir. Bir kez daha Mâlik b. Dinâr'ın kapısını çalarak, tekrar ricada bulunurlar. Mâlik b. Dinâr, bu sorunu kökünden çözüme kavuşturmaya karar vererek, gencin evine doğru yönelir. Bu esnada gaybdan bir ses işitir: “Dostumuzdan elini çek!” Mâlik b. Dinâr, işittiği bu ses karşısında şaşırır ve hayrete düşer. Gencin yanına varır. Mâlik b. Dinâr'ı tekrar karşısında gören genç: “Yine mi geldin?” der. Mâlik b. Dinâr: “Gaybdan işitmiş olduğum bir sesi sana haber vermek için geldim.” der ve hadiseyi anlatır. Hadiseyi dinleyen genç: -“Madem ki, hâl budur, ben de sahip olduğum her şeyi O'nun uğrunda vereceğim. Dostum neden razı olursa, sadece ona talip olacağım. Ben biliyorum ki, dostun rızası taattadır. Artık tövbe ediyorum, bir daha O'na âsi olmayacağım.” der. Ardından kısa zaman içinde malını mülkünü satar ve ortadan kaybolur. Mâlik b. Dinâr anlatıyor: “Epeyce bir zaman sonra bu genci Mekke'de gördüm, çöp gibi olmuştu. Son anlarını yaşadığını anlamıştım. Beni görünce: “O, bize dostumuz demişti, şimdi dosta gitme zamanıdır.” dedi ve ruhunu teslim etti.”

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Anket

Ne tür hikayeler okuyorsunuz:

Son yorumlar