Karlı Dağın Taneleri

KAR YAĞIŞI YÜZÜNDEN aç kalan kargalar, eski bir çiftlik evinin ambarından aşırdıkları bir somak tohumluk mısırı paylaşmak için birbirini kovalamaya başlamış, bu arada iki mısır tanesini, civardaki en yüksek tepenin zirvesine düşürmüştü. Tanelerden biri yuvarlakçaydı. Bütün çiftçiler, o tür tanelerin yumuşak başlı olduğunu ve nereye konursa konsun, bir an evvel filiz çıkartma gayreti içine girdiğini biliyordu. Diğer tane ise biraz sivriydi. Gerçi aynı somaktan çıkmıştı ama, çiftçilerin deyimiyle “dik başlı” idi. Bunlar, ekildiği yerde söylenip durur, risk altına girmekten korkarlardı. Sıcak ambarlarında tembelleşen taneler, kendilerini dağ başında bulunca şaşırdılar. Beyaz renkten başka bir şey görünmüyordu. İçlerindeki öz suları donma noktasına getiren keskin bir rüzgar, onlar için en büyük tehlikeydi.

Yumuşak başlı olan: “Vadiye inmemiz gerekir!. dedi. Burda kalırsak eğer, kesinlikle donarız!.” Dik başlısı sadece gülüp geçti. Ona göre böyle bir şey mümkün değildi. Ne ayakları vardı, ne de kuş kanatları. En çıkar yol, baharı beklemekti. Gerçi tohumluk olarak seçilmişti ama, başka mısırlar için toprak altına girmek, vücudunu zorlayarak çatlatmak gereksizdi. Kendi hayatını yaşar, mutlu olurdu. Ona göre yapılması gereken tek şey, birbirine sokulmak, donmamaya çalışmak, karın altına inip rüzgardan korunmaktı. Yumuşak başlı tane, buna itiraz edip: - Bahar gelene kadar donmasak bile, bu çorak yerlerde filiz verilmez!. dedi. Biliyorsun sahibimiz bize bir görev verdi. Ve iyi bir nesil için, bizleri seçti. Sadece sağ kalmak yeterli olmaz!.” Dik başlı tane: “Merak ettim doğrusu? diye güldü. Bu dağlardan nasıl inebilirsin? “O benim vazifem değil!.” dedi diğeri. “Ben sadece o yolda bulunurum!. Hem bazen, yaşamak ve yaşatmak için, ölmeyi göze almak gerekmez mi?” Görüşleri farklıydı. Dik başlı tane, filiz vermekten vazgeçti. O tepede kalarak, bütün duygularını ve hayatını dondurdu. Diğeri ise, aşağıdaki vadilerin net olarak görüldüğü durgun bir günde, kendini dağdan aşağı bıraktı. İlk önceleri, arkasından esen rüzgarla sürüklendi. Sağı solu karla kaplandığında, git gide ağırlaştı, Vadiye doğru taklalar atarken, her an büyüyor, büyüdükçe daha hızlanıyordu. Kısa bir süre sonra, dev bir kartopu haline dönüştü. Önüne çıkan çalılar, bodur ağaçlar, ona dayanamadı. Hepsi yol vermek zorunda kalmıştı. Kartopu, vadiye inince durdu. Üç gün önce yağan kar çoktan dinmiş, sıcacık bir güneş kendini göstermişti. Kartopunun içindeki mısır tanesi, o güzelim vadisine kavuştu. Ve eriyen kar sularıyla birlikte, onun verimli topraklarında hayat buldu. Çiftçiler, mevsimi geldiğinde, zirvenin alt kısmında, o ana kadar gördükleri en mükemmel mısırlarla karşılaştılar. Ve onları tohumluk olarak sakladılar. Yumuşak başlı tane, bir anda binlerce mısırda hayat buldu. Onların gözünden dünyaya bakar, onlarla gurur duyar, mutlu olurdu. Bir de... Bir de, ara sıra karlı dağlara dönüp, derinden derine iç geçirirdi. Cüneyt suavi 

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Anket

Ne tür hikayeler okuyorsunuz:

Son yorumlar