İbrahim Hakki Hazretierinden Ögütler

Dili tatlı olanın dostu çok olur

Dil insanın terazisidir, âlim ve cahili ayırıcıdır. Mü'min insaf etmeyene insafla gider. Ahlâkı güzel olan yumuşak söyler. Çok selâm ve tatlı dil sevgiye sebeptir. Büyüklerin yolu güzel sözlü olmak ve açık selâm vermektir. Dili tatlı olanın dostu çok olur. Sözü tatlı olanın muhabbeti lazımdır.

Özür dileyenin özrünü kabul et

Allah'ı tanıyan kişi insanlardan özür diler. Özür dileyenin özrünü kabul eyle. Sana eziyet edeni affedip tatlı ve yumuşak söyle. Elinden geldiği kadar kusurları affet, ayıplan görmezden gel. Af ihsanların en güzelidir.

İyi arkadaş hayatın süsüdür

İyilik yapanla kötülük yapanı bir tutma. İyilik edeni duadan unutma. İyiliği unutup kusuru saklayan dost değil, düşmandır. Dostunun hatasına dayanamayan ölüm hastalığında yalnız kalır. Dostun, gözün gibi olan insandır. İyi arkadaş hayatın süsü ve belada yardımcıdır. Güzel görüşmekle arkadaşlık devam eder.

Mü'min yumuşak olur

Mü'min uysal ve yumuşak olur, emin ve güvenilir olur. İlim, yumuşak huyun esasıdır. İlmin başı rıfk ve bilimdir. Bereket rıfk iledir. Hilmin başı kızgınlığını yenmek ve tahammüldür.

Hikmetin başı insanlarla iyi geçinmektir. İnsanın rıfk ve cömertliği düşmanına kendini sevdirir. Hilmin zekâtı güzel idaredir. İlmin zekâtı zeki insanlara öğretmektir.

İlmin süsü hilim ve rızadır. Hilmin süsü eziyete katlanmaktır. Kudretin süsü insaf ve adalettir. Nimetin süsü akraba ziyaretine gitmektir.

Bu dünyada yolcuyuz

Kabr-i şerifi Mısır’da bulunan “İbrahim Gülşenî” hazretleri, bir günkü sohbetinde; - Kardeşlerim, bütün mesele, dünyada yolcu olduğumuzu unutmamaktır, buyurdu. - Ne yolcusu? dediler. - Biz hepimiz ahiret yolcusuyuz, buyurdu. Ve imtihandayız bu dünyada. Allahü teâlâ insanları ve cinleri, yalnız ibadet etmeleri için yaratmıştır. Ve ilave etti: - İbadet edenleri Hak teala sever ve kıymet verir. Cenab-ı Hak bir kuluna kıymet verirse, ona sonsuz Cennetini ihsan eder.

Namaz çok mühim
Bir gün de bir gence nasihat ederken;
- Oğlum, her şeyden önce beş vakit namazını kıl, buyurdu. Hem de özenerek kıl. Yani farzına, vacibine, sünnet ve edeblerine riayet eyle. Böyle kılarsan, kıldığın namazların büyük mükâfatını görürsün.
Delikanlı;
- Efendim, namaz insanı kötülüklerden alıkoyarmış, öyle mi?diye sordu.
- Evet, ama bir şartla, buyurdu.
- O şart nedir hocam?
- Kabul olması. Namazın kabul olması için de doğru kılınması gerekir. Yani Allahü teâlâ, ancak doğru kılınan bir namazı kabul eder ve yalnız kabul olan bir namaz, insanı fena, çirkin işleri yapmaktan alıkor.
Ve ilave etti:
- Ama doğru kılamıyorum diye hiç kılmamak da olmaz tabii. Doğrusunu yapıncaya kadar uğraşmalıdır.

Feyz kalbe gelir
Bir gün de, bazı sevdiklerine;
- Müslümanlar bir araya gelince, kalbten kalbe feyz akar, buyurdu. Aynen suyun borudan aktığı gibi.
- Hiç konuşmasalar da mı? dediler.
- Evet, buyurdu. Birlikte olmak kâfidir. Konuşmak şart değil.
- Feyz gelmesinin alameti nedir efendim?
- Feyz varsa, haramlara karşı istek azalır, hatta nefret başlar. İbadetler ise zevkli ve tatlı gelir.
- Feyz yoksa hocam?
- O zaman günahlar tatlı, ibadetler tatsız ve zevksiz gelir.

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Anket

Ne tür hikayeler okuyorsunuz:

Son yorumlar