cebir'in maceraları 1

Başlıyoruz efendim. Başlayın. Tüm kapılar aktif, gece görüşü ve termal kameralar devrede, loş kırmızı ışıkları açıldı. Duvardaki silahlar devrede. itfaiye hortomounun olması gereken yerde satırlar, jıletler,kafasında çıvi olan beyzbol sopaları vardı.koridor boyunca butun kapılar açılmiştı.Her bastığı düğme bir kapıyı aktif hale getiriyordu. Son düğmeye basıp başucunda duran Başhekime dönüp tamam der gibi baktı.kontrol görevlisi....

13.10.2011
Saat; 24. gece yarısı
Üçüncü Kattaki güvenlik ve kontrol odasında herkes toplanmıştı;
Başlıyoruz efendim. Başlayın. Tüm kapılar aktif, gece görüşü ve termal kameralar devrede, loş kırmızı ışıkları açıldı. Duvardaki silahlar devrede. itfaiye hortomounun olması gereken yerde satırlar, jıletler,kafasında çıvi olan beyzbol sopaları vardı.koridor boyunca butun kapılar açılmiştı.Her bastığı düğme bir kapıyı aktif hale getiriyordu. Son düğmeye basıp başucunda duran Başhekime dönüp tamam der gibi baktı.

Dr. Ahmet ÇALIŞKAN diğer tüm başhekimlerin aksine genç yaşında doktorluk mesleğine başlamış ve çok çabuk terfi alıp yükselmişti. En son görevi Diyarbakır ruh sağlık eviydi. Hiç evlenmediği için hastanede kalıyor orayı evi gibi görüyordu otuz beşinci doğum gününü ailesi ile birlikte memleketi olan Konya da kutlayarak Diyarbakır‘a gelmişti.
Özel bir proje özerinde çalışmalar yapıyordu. Projesinin adını henüz koymamıştı ama güvenlik birimleri tarafından bir ad bulunmuştu bile. PKK’nın Deli Operasyonu.

Herkes susmuş güvenlik kamerası görüntülerinden biraz sonra olacaklar hakkında fikir yürütme çalışıyorlardı bu ilk denemeydi ve ne olacaklar hakkında kesin bir fikirleri yoktu.
Sadece kâğıt özerindeki sonuçlar ve birkaç defa ufak tefek hastalar özerindeki bireysel denemeler.
En alt kattaki kameralar koridorda umursamaz bir şekilde belden yukarısı çıplak, yalın ayak, elinde fabrikadan yeni alınmış gibi duran parlak satırıyla yavaşçana yürüyen adamı gösteriyordu.
Bu hasta bir olmalı diye atıldı Sema.
Dr. Ahmet göz ucuyla sadece bakınmakla yetindi. Kolları bağlı bir şekilde.
Sema bir hafta önce aralarına katılmıştı. Ankara ODTÜ üniversitesini tıp bilimini başarıyla bitirmiş ama annesininde psikolojik hastalığı olduğu için kendini aynı durumda olan hastalara adamak istiyordu.üniversitesini altı yıl önce bittirmiş .ilk tercihini kendi memleketi Ankaradan yana kullanmıştı ama başka bir şehire tain olmuştu..ilk kez diyarbakırdaydı. milliyetçi bir kimliğe sahipti milliyetçiliğinide bir kaç defa kanıtlamıştı istanbulda.düzgün fiziği,uzun düz kahve rengine yakın sarı saçları mavi gözleri ile uzun boyu mankenlere taş çıkartabilecek olan sema beyaz ünlük içinde bir birinin aynısı olan koğuşlara girip dolaşıp hasta muayene ediyor.
Uzun koridorda beş oda bulunuyordu ve her odada iki hasta yatıyordu. Bu ilk odada kalan hastalardandı
.
Adı; Murat aslan. Rizeli ve hukuk mezunu yirmi dokuz yaşında PKK’da beş yıl görev yapmıştı askerlerle girdiği bir çatışmada yaralanıp kan kaybından baygın halde yakalanmıştı. Arkadaşları tarafından öldü diye orada bırakılmıştı .

Koridorun en sonun da kolunda ki serum şişesini yerde sürükleye, sürükleye murat’ta yaklaşıyordu diğer PKK üyesi.
Yerden aldığı yarım dolu olan serum şişesine kolundaki boruyu birkaç defa dolayıp kör düğüm ile bağladı. Araların da bir metreden az bi mesafe kalmıştı ki şişeyi havada sallamaya başladı. Duvara vurmamaya çalışıyordu. Son dönüşünü tamamladığı gibi duvara çarptı dip tarafından bir kaç parça yere düştü özerindeki bük bandrol ve etiket dağılmasını engelledı. şişe serbest kalmasıyla Murat’ın boynunu buldu bir iki defa dolanmayla sıkıca yakaladı. elinde kalan diğer ucunu sıkı sıkıya tutarak kendine doğru sert bir hamle ile çekti.Muratın gözleri yerinden fırlayacak mış gibi açıldı ağzının kuruduğunu sanarak sonuna kadar açtımıştı nefes almakta göçlük çekiyor.bir kaç tane öksürükten sonra kendini toparladı ama kırık şişe boynunu kesmişti.vücüdünda akan sıcak kanı hissetmiyordu ve elindeki satırı hava kaldırarak hamle yapmak istedi ama kolunu kaldırır kaldırmaz belkide aynı mevzi arkadaşı tarafından kolu havada tutuldu rakibi kendisinden kısa ama kaslı bir vücuda sahipti.rakibi bileğini ters çevirmeyi başardı,kolunu bir kaç defa dizine vurarak satırı düşürmeyi başardı.sadece ikisi vardı boş koridorda gırtlak sesinden başka ses yoktu.rakibi muratun boğazındaki serom şişesini tutup dip tarafın çenesine hızlıcana vurmaya başladı.kan durmak sızızın akmaya bağırtılar içinde ikisini kırmızıya boyadı.bir kaç dakika sonra tamamen yere yıkıldı kangülünün içine düşmüşlerdi sanki.boğuşma sırasında yere düşan satır rakibinin ayak tabanından bırazını alıp götürmüştü.bunun farkına murat yere düştükten ve bir kaç adım attıktan sonra fark ede bildi.yeredeki soğuk beton kesik ayağını yakıyordu.bağuşma kısa sörmüştü.o esnada koridorun sonuna üst kat merdivenlerin yanına gelmişti.zemin katındaydılar başını çevirp merdivenlere baktı. asıl rakibini biliyordu.Cebir.
burdaki odalarda kimse onunla mücadele edemeyecek rakip olamayacak kadar göçsüz ve gençtilerdi.ve tahmin ettiği gibi kimse odasından çıkmadı.

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Anket

Ne tür hikayeler okuyorsunuz:

Son yorumlar