Ölüme terk edilen kedi

Çok eski zamanlarda yaşayan bir kadın vardı. Bu kadın adeta temizlik hastasıydı. Sabah olunca ev temizliğine başlıyor, akşama kadar temizliğe devam ediyordu. Evin herhangi bir yerinde bir toz görsün çileden çıkıyor ve sinir krizleri geçiriyordu. Bu gereksiz aşırı titizlik onun sinirlerini tahrip etmişti, etrafında adeta terör havası estiriyordu.

Kalp ve dil...

Kalp ve dil...

Ya iyilik, güzellik fidanlığı; ya kötülük, bozgunculuk bataklığı.

İnsan nasıl işletirse dil madenini, öyle süsler, donatır ömür ağacını.

Ve nasıl besleyip donatırsa öyle ürünlerle donatır kalp toprağını.

Dil ve kalp, ya kötülükler yuvası, kumkuması, ya iyilikler-güzellikler ovası.

Tohum ve söz

İlmin başı güzel dinlemedir. Sonra anlama, sonra hıfzetme, sonra onunla amel etme ve sonra da onu yayma gelir. Hikmetli söz söyleyenlerden bir zat şu darb-ı meseli aktarır bize: Tohum eken, tohumunu getirir ve ondan bir avuç alıp saçar. O tohumun bir kısmı yol üstüne düşer, onu hemen kuşlar kapışırlar. Bir kısmı, üzerinde çok az toprak bulunan bir kayanın üstüne denk gelir. Birazcık nemlenir, kök salar. Kökler sert kayaya varıp geçecek yer bulamayınca kuruyuverir. Bir kısmı, güzel fakat dikenli bir toprağa düşer bitip boy verince dikenler etrafını sarar ve boğarlar, işe yaramaz hale gelir. Bir kısmı da ne yol, ne kaya, ne de dikenli olan bir toprağa isabet eder. Boy atar ve yararlı hale gelir.

DÜNYAYI DÜZELTMEK Mİ?

Burada 9 yaşındaki bir çocuğun süper formulünü takdim etmek istiyoruz.

Ne yani... 9 yaşındaki çocuk çözüm bulamazmı?

Birgün bu 9 yaşındaki çocuk okulda coğrafya öğretmenliği yapan babasından Pazar günü sinemaya gitme sözü alır.

Günlerce Pazar gününün hayali ile haftayı geçirir ve Pazar sabahı babasına ' ' Sinemaya söz verdin unutma!' ' diyerek bir kez hatırlatmak ister.

Tırtılın Ayakları

Tırtılın ayakları çoktu. O bunu hiçbir zaman sıkıntı yapmıyordu. Çekirgenin 4 ayağı vardı. Hele iki tanesi ne güzel zıplamasına vesile oluyordu. Zıp oraya zıp buraya...tırtıl ne güzel ayaklarım çok ama bu büyük bir sorun değil diyerek yoluna devam ederken kendisine doğru gelmekte olan iki ayaklı tavuğu gördü. Amanın ayakları birbirine dolandı, durdu. Ayak sayısının çokluğu koşmanında çok olacağını göstermiyordu. Tavuk yaklaştı yaklaştı..birden tavuğu dört ayaklı tilki yakaladı. Tilkinin ayak sayısı tavuğunkinden fazlaydı ve bu çokluk ayak sayısının çokluğunun koşmanında çok olabileceği anlamına geliyordu.

Sevgi

Küçük kız, annesiyle yürürken birden durdu.Yağmur damlacıklarıya ıslanan gözlüğünü çıkartarak baktığı şey, babasıyla birlikte bisiklette giden bir başka kız çocuğuydu. Bisikletin arka tarafındaki minder üzerine oturan kız, düşmemek için babasına sıkı sıkı sarılmış ve soğuktan pembeleşen yanaklarını onun sırtına dayamıştı.Adamın ara sıra dönerek söylediği sözler, küçük kızı kıkır kıkır güldürüyordu.
Kaldırımdaki kız bisikletin arkasından bakarken, annesi durumu fark edip:

Yalan Söyleme

Bir gün bir kervanın önünü eşkiyalar keser herkes malını alırlar kervandakiler param yok malım yok derler.Ama eşkiyalar inanmazlar ve hepsinde zorla alırlar.En son kervan da bir çocuğa gelirler çocuk eşkiyanın söylemesine gerek kalmadan hemen 2 altınım var annem vermdi.herkes şaşırmıştı.bir çok parası için uyalan söylememişti.herkes utanmıştı.Eşkiyalar şaşırmıştı.Ve neden yalan söylemedin diye sordu eşkiya.
-çocuk ise bir para için yalan söylenirmi.eğer söylesek onun cezasın biz ahirete nasıl dayanırız.
-eşkiya çocuğun 2 altının verir .ve eşkiyaladığı bırakır müslaman olur.

TÖVBE

FAHRI ARKADASLARININ YÜZÜNDEN KÖTÜ YOLA DÜSÜP CEZAEVINE GIRER:RÜYALARI ONU RAHAT BIRAKMAZ HEP ANNESININ SESINI DUYAR

Çocuk sevgisi

Halife Hazreti Ömer (r.a.) Eshab-ı Kiram' dan bir zatı vali tâyin etmek üzere huzuruna çağırmıştı. Hazreti Ömer' in torunlarından biri çıkageldi. Hazreti Ömer torununu kucakladı, öptü ve onun gönlünü hoş etti. Orada bulunan zat Hazreti Ömer' e (r.a.):

— Ya Ömer! Sen çocukları sever misin? Halbuki ben, on tane torunum olduğu halde hiç birisini bu zamana kadar kucağıma almadım ve öpmedim, dedi.

Hazreti Ömer ona:

Bir Bebeğin Günlüğünden

5 Ekim: Bugün var edildim. Buradayım. Varım. Müthiş bir duygu bu. Var olduğumu henüz annem ve babam bilmiyor.

Bir elma çekirdeğinden bile küçüğüm. Ama ne de olsa, ben benim. Varım ya! Bu bana yetiyor. Henüz bedenim belli belirsiz, yüzüm yok ama, varlığımı ve benliğimi hissedebiliyorum. Bir kız olacağım ve baharda çiçekleri seveceğim.

19 Ekim: Biraz büyüdüm. Kımıldamam mümkün değil. Annem henüz farkında değil ama onun kanıyla besleniyorum. Kalbini dolaşıp gelen sımsıcak kan bana geliyor. Beni sevecek bir kalbin kıpırtılarını şimdiden hissediyorum. Annem beni çok sevecek. Annem için güzel bir sürpriz olacağım.

data-ad-client="ca-pub-8225079082187134"
data-ad-slot="5411446925">

Anket

Ne tür hikayeler okuyorsunuz:

Son yorumlar